İşe iade
uyuşmazlığına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 8/4/2026 Tarihli ve 2022/90210 başvuru
numaralı kararı, 29 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kararın
özeti aşağıda paylaşılmıştır.
Karara ilişkin
uyuşmazlıkta, 15/3/2021 tarihinde bankada çalışmaya başlayan işçinin iş
sözleşmesi, performans düşüklüğü gerekçesiyle 13/9/2021 tarihli fesih
ihbarnamesiyle feshedilmiş, ancak COVID-19 temaslısı olması nedeniyle
5/9/2021-18/9/2021 tarihleri arasında raporlu olan işçiye fesih bildirimi
18/9/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. İşçi, fesih bildiriminin kendisine
ulaştığı tarih itibarıyla altı aylık kıdem koşulunu sağladığını, savunması
alınmadan kıdemin dolmasına iki gün kala yapılan feshin dürüstlük kuralına
aykırı olduğunu ileri sürerek işe iade davası açmış, işveren ise fesih
tarihinin 13/9/2021 olduğunu ve altı aylık kıdem koşulunun gerçekleşmediğini
savunmuştur.
İş mahkemesince
sağlık raporu ve fesih bildiriminin tebliğ tarihi esas alınarak işçinin iş
güvencesi hükümlerinden yararlanacağı kabul edilmiş, savunma alınmadığı ve
performans düşüklüğü ispatlanamadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiş ise
de İstinaf Dairesince işçinin kıdeminin 5 ay 28 gün olduğu, altı aylık kıdem
koşulunun emredici nitelikte olduğu ve işverenin kötü niyetli feshinin dahi bu
durumu değiştirmeyeceği belirtilerek davanın reddine kesin olarak karar
verilmiştir.
Anayasa
Mahkemesi kararında ise, iş mahkemesinin altı aylık kıdem koşulunu fesih
bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarih ve işçinin raporlu olduğu dönem esas
alınarak gerçekleşmiş kabul ettiği, istinaf dairesinin ise bu iki tespiti hiç
tartışmadan kıdem süresi konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını
belirterek aksi yönde karar verdiği ifade edilmiştir. Oysa istinaf dairesi kendi
gerekçesinde, işverenin iş güvencesini engellemek amacıyla altı aylık sürenin
bitimine birkaç gün kala yaptığı feshin dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle
geçersiz sayılabileceğini ve altı aylık sürenin fesih bildiriminin işçiye
ulaştığı tarihte dolmuş olması gerektiğini bizzat aktarmıştır. Ayrıca Yargıtay
kararlarında, işçinin sağlık raporu gibi geçerli bir nedenle işe gelemediği
durumlarda fesih bildiriminin rapor bitiminde sonuç doğuracağı kabul
edilmektedir.
Anayasa
Mahkemesine göre istinaf dairesi, kendi aktardığı bu ilkelere ve Yargıtay
içtihatlarına rağmen işçinin neden altı aylık kıdemi doldurmamış sayıldığını
açıklamamış, böylece davanın sonucunu doğrudan etkileyen iddiaları cevapsız
bırakmıştır. Buna göre de ilgili Anayasa Mahkemesi kararında, Anayasa'nın 36.
maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli
karar hakkının ihlal edildiği ve yeniden yargılama yapılması gerektiği
oybirliğiyle hükme bağlanmıştır.