Yargıtay 9.
Hukuk Dairesi’nin 09 Haziran 2026 Tarihli ve 33275 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2025/9525 esas ve 2026/757 numaralı kararında davacı işçinin yıllık ücretli izin
alacak talebi karara bağlanmıştır. Karara ilişkin özet bilgi notu aşağıda
paylaşılmıştır.
Davaya konu uyuşmazlık,
davacı işçinin yıllık ücretli izin alacağının bulunup bulunmadığı
noktasındadır.
4857 sayılı İş
Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 59. maddesinde, İş sözleşmesinin herhangi bir nedenle
sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık ücretli izin sürelerine ait
ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık İzin
hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada,
sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık ücretli izinlerin
kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin
kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile
kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif
edebilir.
İzin ücreti
hesabında, 4857 sayılı Kanun'un 56/5 hükmünde yer alan "Yıllık ücretli
izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili
ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz” hükmünün dikkate alınması
gereklidir.
Somut
uyuşmazlıkta, işçinin işverene ait işyerindeki çalışma süresine göre toplam 28
gün yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu, dosya kapsamında bulunan yıllık izin belgelerine göre ve tarihleri arasında toplam 28 gün yıllık ücretli izin kullandığı,
ancak bu tarihler ansında toplamda 4 hafta tatili günü bulunduğu, buna göre işçinin
kullanmadığı 4 günlük yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca bakiye 4 günlük yıllık ücretli izin alacağının bulunduğunun
kabulü gerektiği hükme bağlanmıştır.